Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu Nedir?
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, kişilerin Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmasıdır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bir mahkeme kararının doğru olup olmadığını değil, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini değerlendirir. Türkiye’de 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayan bu sistem, temel hak ihlallerinin ulusal düzeyde giderilmesini amaçlamaktadır.
Son yıllarda adil yargılanma hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü, özel hayatın korunması hakkı ve kişi özgürlüğü gibi konularda yapılan bireysel başvuruların sayısında önemli artış yaşanmıştır. Doğanlar Hukuk ve Danışmanlık olarak Anayasa Mahkemesine başvurunun nasıl yapılacağı, dikkat edilmesi gereken hususları detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağız.

Anayasa Mahkemesine Kimler Başvurabilir?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilmek için kişinin anayasal hakkının (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokoller kapsamındaki haklar dahil) doğrudan ihlal edilmiş olması gerekmektedir. İhlale neden olduğu ileri sürülen olay nedeniyle mağdur durumda bulunan gerçek kişiler veya temsilcileri başvuru hakkına sahiptir. Bu kişiler, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine başvurabilirler.
Özel hukuk tüzel kişileri (yani dernek, vakıf şirket vs) ise yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği iddiasıyla başvuruda bulunabilir. Bu hakkı da özel hukuk tüzel kişilerinin yetkili birimleri tarafından icra edilebilir. Kamu tüzel kişileri ise bireysel başvuru yapamaz.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şartları Nelerdir?
Bireysel başvurunun kabul edilebilmesi için bazı temel şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartları sıralamak gerekirse,
- Anayasa tarafından korunan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmiş olması,
- İhlalin kamu gücü tarafından gerçekleştirilmiş olması,
- Olağan kanun (İç Hukuk) yollarının tüketilmiş olması,
- Başvurunun süresi (30 gün) içerisinde yapılması,
- Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması,
- Başvurucunun mağdur sıfatının bulunması.
Anayasa Mahkemesi başvurularında yukarıdaki şartlar gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar gerçekleşmeden yapılan bireysel başvurular hakkında Anayasa Mahkemesi’nce kabul edilemez kararı vermektedir. Bu nedenle başvuru öncesinde söz konusu şartların gerçekleşip gerçekleşmemesi konusu büyük önem arzetmekte olup, hukuki mağduriyet yaşanmaması için hukuki değerlendirme yapılması büyük önem taşır.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu Nasıl Yapılır?
Öncelikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru için aşağıdaki linkte yer alan Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Formunu indirmeniz ve bu PDF belgesini doldurmanız gerekmektedir. Bu belgeyi indirdikten sonra formun açılamaması halinde de Adobe Reader uygulaması ile birlikte açılması tavsiye edilir.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Formu linki: https://www.anayasa.gov.tr/tr/bireysel-basvuru/bireysel-basvuru-elektronik-formu/
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sıkı şekil şartlarına tabi olup, bu şekil şartlarına uyulmaması halinde “Kabul Edilmezlik” kararı verilmektedir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru aşağıda belirtilen usul kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Bu bölümde Bireysel Başvuru Formunda hangi bölüme ne yazılması gerektiği ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır;
1. Başvuru Formu Nasıl Doldurulur?
Formun 1. Sayfasındaki GENEL BİLGİLER VE DİZİ PUSULASI bölümünde,
“A. Başvurucu Sayısı” bölümüne,
- Kaç kişi başvuruyorsa yazın (1, 2, 3… gibi).
Örnek: 1 (çoğu başvuru tek kişiliktir)
“B. Başvuru Tarihi” bölümüne,
- Formu Anayasa Mahkemesi’ne verdiğiniz tarihi yazın.
Örnek: 14/07/2026
“C. Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünde devam eden başka bir başvurusu varsa numarası” bölümüne,
- Daha önce AYM’ye bireysel başvuru yaptıysanız o başvurunun numarasını yazın.
- Yoksa boş bırakın.
“D. Başvuru Dizi Pusulası” bölümü ise çok önemlidir.
- Başvuruya eklediğiniz tüm belgeleri tarih sırasına göre kısa ve öz şekilde yazın.
- Eklenecek belgeler yaşanılan hak ihlaline ilişkin önemli belgeler olmalıdır. Bunlara sizin yapmış olduğunuz başvuru ve dilekçeler ile alınan her karar dahildir.
- Belgenin neye ilişkin olduğunu mutlaka belirtin.
- Her bir belgenin tarih ve sayısını mutlaka yazın.
- Her bir belgenin sayfa sayısını mutlaka yazın.
- Eğer vekaletname ile işlem yapılıyorsa mutlaka vekaletnameyi de dizi pusulasına ekleyin.
- Eğer vekaletnamesiz başvuru yapılacaksa mutlaka nüfus cüzdanı örneğinin eklenmesi gerekmektedir.
- Mahkemeye sunacağınız evrakların asılları yerine aslına uygunluğu onaylı (örneğin noter onaylı) suretlerini göndermeniz tavsiye edilir.
- Belgeleri zımba, ataş, bant kullanmadan ayrı ayrı gönderin. Her belgeyi numaralandırın.
Formun 2. Sayfasındaki BAŞVURUCU BİLGİLERİ bölümünde,
- Gerçek kişi başvurucu olması halinde başvuruyu yapan kişinin bilgileri doldurulmalıdır.
- Tüzel kişi başvurucu olması halinde yani şirket, dernek, vakıf vb. başvuruyorsa tüzel kişinin bilgileine göre doldurun.
- Eğer başvurucu gerçek kişi ise bu bölümü boş bırakın.
Formun 3. Sayfasındaki TEMSİLCİ BİLGİLERİ bölümünde,
- Eğer sadece avukat veya temsilci varsa doldurulur. Avukat ve temsilci yoksa boş bırakın.
- Eğer başvuru avukat aracılığıyla yapılması halinde avukatın bilgileri doldurulmalıdır.
- Eğer başvuru avukat olmayan temsilci (Veli, vasi, kayyım, tüzel kişi temsilcisi vb.) aracılığıyla yapılması halinde bu kişinin bilgileri doldurulmalıdır.
- Temsil ilişkisine dayanak belgeyi (vesayet kararı, velayet kararı vb.) mutlaka ekleyin.
Formun 4. Sayfasındaki AÇIKLAMALAR başlığı altında yer alan,
“A.Başvuruya Konu Olaylar ve Başvuru Yollarının Tüketilmesine İlişkin Aşamaların Tarih Sırasına Göre Açıklanması” bölümü başvurunun en öneli bölümlerinden biridir.
- Dizi pusulasında yer alan belge sıralamasına göre sıralayın.
- Tarih bölümüne her bir belgenin tarihini yazın.
- Tarihin karşısına eğer bu belge sizin tarafınızdan yapılan başvuru veya dilekçe ise bu belgenin neye ilişkin olduğunu ve gerekçeleri yazın.
- Eğer bu belge bir karar ise hangi mahkemenin/makamın ne zaman, angi gerekçeyle ve ne karar verdiğini yazın.
- Bireysel başvuru ekine eklenecek şekilde (Ek-1) (Ek-2) .. numaralandırma yapın.
Formun 5. Sayfasındaki “B. Başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih” bölümüne ise,
- Başvuruya Konu Nihai Kararı Veren Mahkeme/Mercii/Makam bölümüne Hangi mahkemenin son kararı verdiğini yazalım?
- Kararın Tarih ve Sayısı bölümüne mahkmenin vermiş olduğu karar tarihi ve sayısını yazalım
- Tebliğ veya Öğrenme Tarihi bölümüne ise kararı öğrenme tarihini yazalım. Eğer karar Uyapta okuma tarihi ise bu tarihi, eğer tebliğ ile öğrenilmişse tebliğ tarihini yazalım.
Formun 6. Ve 7. Sayfasındaki “Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar:” bölümüne ise,
- Her hakkı ayrı ayrı yazmalısınız.
- Haklar bölümüne sadece anayasal hakkın (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokoller kapsamındaki haklar dahil) yazılması mümkündür. Örneğin, Adil Yargılanma Hakkı (Md.36), Mülkiyet Hakkı (md. 35), Kişi Hürriyeti ve Güvenliği (md. 19) vs..
- Her hak için neden ihlal edildiğini kısa ve net yazın.
- Delilleri (karar numaraları, tarihler) belirtin.
- Gereksiz uzun yazmayın, özlü olun.
Formun 8. Ve 9. Sayfasında yer alan “Diğer Bilgiler” bölümünde ise,
“A. MAZERET (Başvuru süresini kaçırdıysanız)” bölümü’ne
- Mazeretin Başlangıç Tarihi ve Bitiş Tarihi yazın.
- Mazeret belgesini (hastane raporu, vb.) ekleyin.
- Açıklama kısmına mazeretin ne olduğunu yazın.
“B. TEDBİR” bölümü’ne
- Tedbir talebi varsa nedenleri kutusuna yazın.
- Örnek: “Başvurucunun yaşamına yönelik ciddi tehlike bulunmaktadır. … kararının uygulanmasının durdurulması talep edilmektedir.”
“C. GİZLİLİK” bölümü’ne
- Kimliğin gizli tutulmasını istiyorsanız gerekçesini yazın.
- Gerekçesiz talepler reddedilir.
“D. ADLİ YARDIM” bölümü’ne
- Adli yardım (harç ve masraflardan muafiyet) istiyorsanız dayanak belgeleri ekleyin.
- Gelir durumunuzu gösteren belgeler (maaş bordrosu, SGK kaydı vb.) eklenmelidir.
Formun son sayfasında yer alan “SONUÇ TALEPLERİ” bölümünde ise,
- Ne talep ettiğinizi net yazın.
- Hangi hakkın ihlal edildiğini yazın.
- İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep edin.
- Maddi ve manevi tazminat talebinizi mutlaka yazın.
- Son bölümde yer alan Beyan ve imza bölümünü doldurup imzalayın.
2. Gerekli Belgelerin Eklenmesi
Başvuru formunun ekine formun 1. sayfasında “D. Başvuru Dizi Pusulası” başlığı altındaki sıralamaya göre belgeleri ekleyin. Bunlara örnek olarak;
- Nihai mahkeme kararı,
- Dava dilekçesi, savunma dilekçesi vs.
- Tebligat evrakları,
- Vekaletname (varsa),
- Harç makbuzu,
- İhlal iddiasını destekleyen diğer belgeler,
eklenmelidir. Belgelerin eksik olması ve sıralamaya uygun olmaması başvurunun reddine yol açabilir. Ayrıca belgelerin orijinal suretleri dosyaya eklenmelidir.
3. Başvurunun Teslim Edilmesi
Bireysel başvurular;
- Doğrudan Anayasa Mahkemesine,
- Herhangi bir mahkeme aracılığıyla,
- Yurt dışındaki Türk temsilcilikleri aracılığıyla,
- UYAP Avukat Portalı üzerinden (sadece avukatlar tarafından),
yapılabilmektedir. Başvurunun bizzat yapılması zorunlu değildir; avukat veya temsilci aracılığıyla da gerçekleştirilebilir. Bu durumda dizi pusulasına temsilci ve avukatın temsile yetkili olduğu belge mutlaka eklenmelidir.
UYAP üzerinden dijital başvuru sadece avukatlar tarafından yapılabilmektedir. Vatandaşlar avukatsız UYAP üzerinden doğrudan başvuru yapamazlar. Vatandaşlar başvurularını fiziki olarak Anayasa Mahkemesi’ne, mahkemelere veya yurt dışı temsilciliklerine teslim etmek zorundadır. Ancak başvuru yapıldıktan sonra dosya takibini e-Devlet üzerinden yapabilirler.

Anayasa Mahkemesine Başvuru Süresi Kaç Gündür?
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süresi 30 gündür. Bu süre, başvuru yollarının tüketildiği nihai kararın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve hak düşürücü niteliktedir. En sık yapılan hatalardan biri, kesinleşen kararı UYAP üzerinden okuduktan sonra kararın kendisine tebliğ edilmesini beklemektir. Oysa Anayasa Mahkemesi içtihadına göre önemli olan “öğrenme tarihi”dir; kararın gerekçesinin öğrenildiği an, başvurunun süresini başlatır.
Karar UYAP’ta açılıp okunmuşsa sürenin başlangıcı, kararın UYAP’ta okunduğu tarihtir. Bu tarihten itibaren 30 gün içinde başvuru yapılmalıdır. Kesin karar UYAP’tan okunmamışsa ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmişse ise tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde başvuru gerçekleştirilmelidir. Bu sürelerin kaçırılması halinde başvuru, büyük ölçüde süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunacaktır. Bu nedenle tebliğ veya UYAP okunma tarihinin doğru tespit edilmesi hayati önem taşır.
Anayasa Mahkemesi Başvuru Harcı Ne Kadardır?
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurular harca tabidir. 2026 yılı için bireysel başvuru harcı 6.024,10 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar, her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenmekte olup, başvuru formuna harcın ödendiğine dair makbuzun eklenmesi zorunludur.
Maddi durumu yetersiz olan başvurucular, başvuru formunda açıkça adli yardım talebinde bulunarak harçtan muafiyet isteyebilirler. Bu talepte, başvurucunun ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan yargılama giderlerini karşılayamayacağını gösteren mali durum belgelerinin de eklenmesi gerekmektedir. Adli yardım talebinin kabul edilmesi halinde harç ve diğer yargılama giderlerinden muafiyet sağlanabilir.
Anayasa Mahkemesi Hangi Hak İhlallerini İnceler?
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru incelemesinde bir mahkeme kararının doğru olup olmadığını değil, verilen kararla anayasa da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini değerlendirir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi özellikle aşağıdaki hak ihlallerine ilişkin başvuruları incelemektedir:
- Adil yargılanma hakkı,
- Makul sürede yargılanma hakkı,
- Mülkiyet hakkı,
- İfade özgürlüğü,
- Basın özgürlüğü,
- Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı,
- Özel hayatın korunması hakkı,
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı,
- Eğitim hakkı,
- Din ve vicdan özgürlüğü.
Ayrıca bireysel başvuru incelemesinde daha önce derece mahkemelerinde (olağan kanun yollarında) ileri sürülmeyen bir hak ihlali iddiası, Anayasa Mahkemesi önünde ilk kez dile getirilemez.
Bireysel başvuru, ihlal iddialarının öncelikle idareye başvurularda ve derece mahkemelerinde usulüne uygun olarak ileri sürülmesi, delillerin sunulması ve bu makamlarca değerlendirilmesi zorunludur. Olağan kanun yollarında ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler, bireysel başvuruda yeni bir şikâyet konusu yapılamaz. Bu durum, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik sebebidir.
Anayasa Mahkemesi Başvurusu Kaç Yılda Sonuçlanır?
Başvurunun niteliğine göre değişmekle birlikte bireysel başvuruların sonuçlanması ortalama 2-4 yıl sürmektedir. Özellikle yoğun dosya yükü nedeniyle bazı başvurular uzun süre inceleme aşamasında kalabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi İhlal Kararı Verirse Ne Olur?
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı inceleme sonucunda bir temel hakkın veya özgürlüğün ihlal edildiğine karar vermesi halinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için çeşitli tedbirler öngörebilir.
Bu tedbirler arasında,
- Yeniden yargılama yapılmasına karar vermek,
- Başvurucu lehine tazminata hükmetmek ve
- İhlalin sonuçlarının giderilmesi için yapılması gereken diğer işlemlere hükmetmek
yer alır.
Anayasa Mahkemesi kararları Anayasa’nın 153. maddesi gereğince yasama, yürütme, yargı organlarını, idare makamlarını ve gerçek-tüzel kişileri bağlar. Bu kararlar, ihlale yol açan mahkeme hükmünün hukuki etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırır ve derece mahkemelerini bağlayıcı niteliktedir.
İhlal Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesi Aşamasında Ne Olur?
Anayasa Mahkemesi hak ihlalinin bir mahkeme kararından kaynaklandığına karar vermesi halinde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı ilgili mahkemeye (çoğunlukla ilk derece mahkemesine) gönderir. Burada ilk derece mahkemesi, başvurucunun ayrı bir talepte bulunmasını beklemeksizin resen harekete geçmek ve Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararında belirttiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde inceleme yapmak zorundadır.
İlk derece mahkemesi yeniden yargılama yaparken öncelikle:
- İhlale yol açan önceki kararını kaldırır.
- Gerekirse duruşma açar (veya mümkünse dosya üzerinden inceleme yapar).
- Anayasa Mahkemesi’nin tespit ettiği ihlal nedenlerini gidererek yeni bir karar verir.
Bu yeni karar, önceki yargılamadan bağımsız bir nitelik taşır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin verdiği nihai karar, normal usul kurallarına göre istinaf ve gerekirse temyiz kanun yoluna tabidir. Yeniden yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf incelemesi yapıldıktan sonra, kanuna göre temyiz edilebiliyorsa Yargıtay’a gidilebilir. Eğer ilk derece mahkemesince ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi durumunda ise yeni bir bireysel başvuru ile “bireysel başvuru hakkının ihlali” de gündeme gelebilir.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesine avukatsız başvuru yapılabilir mi?
Evet. Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusu sıkı şekil şartlarına ve teferruata sahip olması nedeniyle kabul edilebilirlik kriterlerinin teknik niteliği göz önünde bulundurularak uzman desteği alınması hak kayıplarını önleyebilir.
Anayasa Mahkemesine e-Devlet üzerinden başvuru yapılabilir mi?
Vatandaşlar tarafından yapılamaz. Sadece avukatlar Avukat UYAP üzerinden yapabilir. Vatandaşlar sadece başvurunun durumu e-Devlet üzerinden takip edilebilmektedir. Başvuru süreçlerinde ayrıca UYAP ve Anayasa Mahkemesi sistemleri kullanılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi başvurusu reddedilirse ne olur?
Başvurunun kabul edilemez bulunması veya esastan reddedilmesi halinde iç hukuk yolları tükenmiş olabilir. Şartların oluşması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru imkanı gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesi tazminat verebilir mi?
Evet. İhlalin niteliğine göre maddi veya manevi tazminata hükmedebilir. Burada önemli olan kararın 3-4 sene sonra karar vereceğini düşünerek enflasyon da göz önünde bulundurularak tazminat miktarının belirlenmesidir.
Kesinleşmeyen dava için bireysel başvuru yapılabilir mi?
Kural olarak hayır. Bireysel başvuru için temel şart olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasıdır. İstisnai durumlar dışında kesinleşmeyen kararlar için bireysel başvuru yapılamaz.
Bireysel başvuruda duruşma yapılır mı?
Anayasa Mahkemesi gerekli gördüğü istisnai durumlarda duruşma yapabilmektedir. Ancak başvuruların büyük bölümü dosya üzerinden incelenmektedir.
Kamu görevlileri Anayasa Mahkemesine başvurabilir mi?
Evet. Memurlar, polisler, askerler ve diğer kamu görevlileri temel haklarının ihlal edildiğini düşünüyorlarsa bireysel başvuru yapabilirler.
Anayasa Mahkemesine doğrudan dava açılabilir mi?
Hayır. Bireysel başvuru bir dava yolu değil, temel hak ihlallerine karşı kullanılan olağanüstü bir başvuru mekanizmasıdır.
Bireysel başvuruda en sık yapılan hata nedir?
En sık karşılaşılan hata, kesin kararın UYAP’tan görüldükten sonra tebligatın beklenmesidir. Bu durumda kesin karar UYAP’ta görülmeyle başlayacağı için 30 günlük başvuru süresinin kaçırılması en sık yapılan hatalardandır.
Derece mahkemelerinde iddia edilmeyen hak ihlalini bireysel başvuruda dile getirebilir miyim?
Hayır dile getiremezsiniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmadan önce derece mahkemelerinde tüm anayasal hak ihlallerinin mutlaka dile getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru aşamasına gelmeden önce hak ihlallerinin hukuki gerekçelerinin mutlaka ileri sürülmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararı bağlayıcı mıdır?
Evet. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları yasama, yürütme ve yargı organları dahil tüm kamu makamlarını bağlar.
Bireysel başvuruda yazılmayan bir hak ihlali başvurudan sonra eklenebilir mi?
Hayır, bireysel başvuruda formda yazılmayan (ileri sürülmeyen) bir hak ihlali iddiası, başvurudan sonra eklenemez. Bu nedenle bireysel başvurunuzun konusunda uzman bir anayasa mahkemesi bireysel başvuru avukatı tarafından yapılmasında fayda vardır.
Bireysel Başvuru yapıldıktan sonra yeni bir gelişme olması halinde ek beyan dilekçesi verebilir miyim?
Evet, başvuruda bulunulduktan sonra başvuru formundaki bilgilerde veya başvuruyla ilgili koşullarda önemli bir değişiklik meydana geldiğinde (örneğin ihlalin devam etmesi, yeni bir karar verilmesi, ihlalin sonuçlarının değişmesi gibi) Anayasa Mahkemesine ek beyan dilekçesi ile bildirimde bulunmanız zorunludur ve mümkündür.
Ancak ek beyan dilekçesi, mevcut başvurudaki iddiaları tamamlamak veya yeni gelişmeleri bildirmek için kullanılır. Yeni bir hak ihlali iddiası veya başvuruyu genişleten yeni talepler eklenemez. Bu tür eklemeler yeni bir başvuru sayılır ve süre aşımı nedeniyle reddedilir.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Hakkında Emsal Kararlar
1. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Süresi İle İlgili Emsal Karar
- Anayasa Mahkemesi Emsal Kararı (Ümran Özkan, 2019/13338, 8.3.2023)
UYAP’tan nihai kararı bizzat okuduktan sonra 30 günlük bireysel başvuru süresi başlar. Avukata tebliğ daha sonra yapılsa bile süre UYAP okuma tarihinden işlemeye başlar.
Kararın Özeti:
- Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesi kararını 27 Mart 2019 saat 18:09’da UYAP’tan açıp okudu.
- Avukata tebliğ 6 Nisan 2019’da yapıldı.
- Bireysel başvuru 30 Nisan 2019’da yapıldı.
- Çoğunluk Süre 27 Mart’ta doldu → Kabul edilemez (süre aşımı) kararı verdi.
Bireysel başvuruda 30 gün, “öğrenme” tarihinden başlar. UYAP’tan okuma = öğrenmedir. Vekile tebliğ, müvekkilin daha önce UYAP’tan öğrenmesi hâlinde süreyi kurtarmaz. Avukatınız varsa bile dosyayı UYAP’tan kendiniz kontrol ediyorsanız, 30 günlük süre sizin okuduğunuz tarihten işlemeye başlar. Bu karar, UYAP’tan erken öğrenme durumlarında önemli emsal niteliğindedir.
2. Açığa alınma/İhraç edilmeye dair haberin kimlik bilgileri açık bir şekilde yayınlanması konusunda Emsal Karar
- Anayasa Mahkemesi’nin 2021/31237 Başvuru Numaralı Kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 14/1/2025 tarihli ve 2021/31237 başvuru numaralı kararında, başvurucunun açığa alınmasına veya kamu görevinden ihraç edilmesine ilişkin haberin kimlik bilgileri açık şekilde yayımlanması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme, başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine, yargılama giderlerinin karşılanmasına ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Kararın temelini, ifade ve basın özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasındaki adil denge oluşturmaktadır. AYM, yargı mercilerinin bu dengeyi kurarken haberin kaynağını, gazetecinin ödev ve sorumluluklarına riayet edip etmediğini ve haberin özel ile mesleki hayata verdiği ağır zararı yeterince dikkate almadığını tespit etmiştir. Mahkeme, yalnızca kanuni bir işleme (açığa alma/ihraç) dayanılarak kimlik bilgilerinin açıkça yayımlanmasının, devletin kişilerin manevi varlığını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, AYM’nin önceki içtihatlarıyla (örneğin Çetin Doğan (2) ve Uğurlu Gazetecilik kararları) tutarlıdır; haberin kamu yararı taşıdığı iddia edilse bile, kişilik haklarına orantısız müdahale teşkil eden unsurlar (açık kimlik bilgisi) dengeyi bozmaktadır.
Hukuki açıdan kararın önemi birkaç noktada öne çıkmaktadır. Birincisi, özellikle olağanüstü hal döneminde ve sonrasında yaygınlaşan kamu görevinden çıkarma/açığa alma işlemlerine ilişkin medya yayınlarında, “kamusal bilgi” ile “kişisel verilerin korunması” arasındaki sınırın yeniden çizilmesidir. AYM, işlemin hukuka uygunluğunun tartışmalı olup olmadığına bakılmaksızın, kimlik bilgilerinin ifşasının tek başına şeref ve itibar ihlali yaratabileceğini kabul ederek, basının “doğru ve güvenilir bilgi sağlama” ödevini somutlaştırmıştır. İkincisi, tazminat miktarının (20.000 TL) ihlalin niteliğine göre belirlenmesi, manevi zararın gideriminde ölçülülük ilkesinin uygulanmasına örnektir; ancak bazı çevrelerce miktarın düşük bulunduğu yönündeki eleştiriler, gelecekteki davalarda AİHM içtihadının (özellikle orantılılık ve etkili giderim) daha fazla dikkate alınabileceğini göstermektedir.
Karar, yerel mahkemelere yeniden yargılama yükümlülüğü getirerek etkili başvuru hakkını da güçlendirmektedir. Bu yönüyle, benzer davalarda (özellikle KHK kapsamındaki ihraçlar veya açığa almalarla ilgili haberler) kişilik hakkı ihlali iddialarının daha titiz incelenmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Sonuç olarak AYM, basın özgürlüğünü korurken bireysel itibarın korunmasını ihmal etmeyen dengeli bir yaklaşım sergilemiş; devletin pozitif yükümlülüklerini somut olay üzerinden teyit etmiştir. Bu karar, medya organlarının haberleştirme pratiklerinde kimlik bilgisi paylaşımına ilişkin daha dikkatli bir standart geliştirmesine katkı sağlayacak niteliktedir.

